Okuma Sunumu Örnekleri: Hangi Sunumlar Okunmak İçin Yapılır?

Sunumların kısa olması gerektiğine dair yaygın bir kanaat var. Birçok eğitimde, atölyede ve kaynakta bu öğretiliyor: Az metin, tek mesaj, bol görsel. Bu yaklaşım, doğru bağlamda son derece kıymetli.

Ancak pratikte çoğu zaman başka bir gerçekle karşılaşıyoruz.

Bazı sunumlarda, her sayfada yalnızca bir başlık ya da tek bir fikirle ilerlemek neredeyse imkânsız hale geliyor. Çünkü bu sunumlar bir sahnede anlatılmak üzere değil; alıcıyla farklı bir biçimde buluşmak üzere hazırlanıyor. Toplantı beklentisi, karar alma ihtiyacı ya da sonradan okunacak olması, içeriğin daha ayrıntılı, daha açıklayıcı ve kendi başına ayakta durabilir olmasını gerektiriyor.

İşte bu noktada, bizim adına “toplantı sunumu” dediğimiz klasik “kısa sunum” reçeteleri yetersiz kalıyor. Sunum hâlâ aynı araçlarla hazırlanıyor, aynı dosya formatında duruyor; ama artık farklı bir işleve hizmet ediyor.

Bu ayrımı netleştirmek için Nancy Duarte tarafından geliştirilen Slidedoc® kavramı kullanılıyor. Biz bu yazıda, bu yaklaşımı “Okuma Sunumu” adıyla ele alıyoruz. Yani anlatılmak için değil, okunmak için tasarlanmış; konuşmacı olmadan da mesajını taşıyabilen sunumları tarif ediyoruz.

Bu yazı, hangi sunumların pratikte bu kategoriye girdiğini ve neden böyle çalıştıklarını birlikte düşünmek için yazıldı.

Okuma Sunumu Hangi Durumda Ortaya Çıkıyor?

Okuma Sunumu çoğu zaman bilinçli bir tercihle değil, kullanım şekliyle ortaya çıkıyor.

Yani bir sunum “okuma sunumu olarak yapılalım” diye değil; okunarak yaşadığı için bu kimliği kazanıyor.

Bazı sunum türleri, pratikte neredeyse kaçınılmaz biçimde bu kategoriye geçiyor. Aşağıda en sık karşılaştığımız üç örneği ele alıyoruz.

Kurumsal Marka Tanıtım Sunumu

Ne için yapılır?

Markayı tanıtmak, konumlandırmayı aktarmak, ilk çerçeveyi çizmek. Marka tanıtım sunumlarının hayat döngüsü genellikle benzerdir. Kısa bir toplantıda anlatılır, ardından e-posta ile gönderilir. Daha sonra farklı ekiplerin, farklı yöneticilerin, bazen de hiç tanışmamış kişilerin önüne düşer.

Bu noktada sunum şuna dönüşür:

“Biri bunu açtı ve kendi başına anlamaya çalışıyor.”

Dolayısıyla marka sunumlarında asıl ihtiyaç:

Anlatıcının orada olması değil

İçeriğin kendi başına bağlam kurabilmesidir.

Bu yüzden başarılı marka tanıtım sunumları:

Başlıklarıyla yönlendirir ve metni saklamaz

Görselleri sadece estetik değil, açıklayıcı olarak kullanır

Bunları yaptığında marka sunumu fiilen bir Okuma Sunumu gibi çalışır. Yapmadığında ise “güzel ama eksik” hissi bırakır. Çünkü çoğu zaman anlatıcı ortada yoktur.

Startup Yatırımcı Sunumları: Pitchdeck’ler

Ne için yapılır?

İlgi uyandırmak, randevu almak, bir sonraki adımı mümkün kılmak.

Yatırımcı sunumları genellikle sahnede anlatılan bir şey gibi düşünülür. Ama pratikte süreç çoğu zaman bambaşkadır. Sunum, toplantı olmadan gönderilir. Bir yatırımcı ya da analist tarafından tek başına açılır. Hızlıca taranır, sonra bazı sayfalara geri dönülür.

Yani yatırımcı sunumu çoğu zaman:

Dinlenmez, okunur hatta göz gezdirilir.

  • Eleme ve önceliklendirme aracı olarak kullanılır.
  • Bu bağlamda etkili yatırımcı sunumları:
  • Hikâyeyi sadece anlatıma bırakmaz
  • Slayt başlıklarını “sahne notu” gibi değil, okuma rehberi gibi kurgular

Okuyucunun kendi hızında ilerlemesine izin verir.

Bu yüzden pek çok yatırımcı sunumu, adı konmasa bile, pratikte bir Okuma Sunumudur.

Üst Düzey Yönetim ve Yönetim Kurulu Sunumları

Ne için yapılır?

Karar almak, riskleri görmek, seçenekleri tartmak.

Üst düzey yönetim sunumlarında zaman her şeydir. Bu nedenle içerikler çoğu zaman toplantıdan önce paylaşılır. Toplantı süresi, anlatım için değil; tartışma ve karar için kullanılır.

Bu da sunumdan şu beklentiyi doğurur:

  • Kendi başına okunabilir olmalı
  • Detayı saklamamalı
  • Geri dönüp bakıldığında referans işlevi görmeli.

Bu tür sunumlar genellikle:

  • Metin yoğun
  • Grafik ve tablolarla desteklenen
  • Konuşmacı olmadan da anlaşılabilen

bir yapı kazanır. Yani fiilen Okuma Sunumu gibi davranır.

Bu Sunumları Ortak Yapan Ne?

Marka, yatırımcı ve yönetim sunumları farklı amaçlara hizmet eder. Ama pratikte aynı noktada kesişirler:

Sunumu hazırlayan kişi çoğu zaman orada değildir

Dosya e-posta ile dolaşır

Okuyucu kendi hızında ilerler

Bağlam slaydın üzerinde kurulmak zorundadır.

Bu yüzden bu sunumlarda başarıyı belirleyen şey:

Ne kadar iyi anlatıldığı değil aynı zamanda ne kadar net okunduğudur.

Okuma Sunumunun Temel Özellikleri

Bir sunum, aşağıdaki özellikleri kazandığında fiilen Okuma Sunumu gibi çalışmaya başlar:

  • Konuşmacıya ihtiyaç duymadan anlam kurar
  • Metni bilinçli biçimde kullanır
  • Görsel hiyerarşiyle okuma yönünü belirler
  • Hem hızlı taramaya hem de derin okumaya izin verir
  • Bir slaytta 75 kelimenin üzerine çıktığında bunu saklamaz, yönetir.

Burada mesele “çok yazmak” değildir.
Mesele, okuyucunun sorularını slaydın üzerinde karşılayabilmektir.

Özetle

Okuma Sunumu, karmaşık bilgileri konuşmacı olmadan aktarabilme gücü sayesinde son derece kıymetli bir formattır; ancak bu gücü, onu bir rapor gibi ele almaya başladığımız anda zayıflar. Metnin görsel hiyerarşiyi ezmesi, slaytların yalnızca bilgi depolayan sayfalara dönüşmesi ve okuma akışının yönlendirilmemesi, Okuma Sunumu’nun asıl avantajı olan açıklık ve taranabilirliği ortadan kaldırır. Bu yüzden Okuma Sunumu, raporun yerine geçen bir belge değil; rapor disiplinini, sunum diliyle bilinçli biçimde kullanan ayrı bir anlatım biçimi olarak ele alındığında değer üretir.

One comment

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenli Ödeme

Tüm işlemleriniz, ileri düzey şifreleme teknolojileriyle güvenli şekilde gerçekleştirilir.

Kurumsal Faturalandırma

Şirketiniz adına kesilen resmi faturalarla tüm ödemelerinizi kolayca belgelendirin.

Kişiye Özel Lisanslama

Her satın alınan sunum şablonu, kişise özel bir seri numarasıyla kaydedilir.